Planlama ve Gelecek Senaryoları konulu Adalar Dergisi makaleleri - Adalı Dergisi
Hepimiz bilmeliyiz ki, "yeni normal" düzen, artık eski bıraktığımız düzen değil. Geçmişe dönmemize imkan yok. Uçak seyahatleri, uzak ülkelerde yaz tatili, şehirlerarası yolculuklar, AVM alışverişleri, çok seyircili spor karşılaşmaları, kalabalık okullar, kalabalık öğrenci amfileri artık zor.
1 Haziran itibariyle, 26 Nisan tarihinde başlayan Adalar’a ulaşım yasağı kalkıyor ve ülkemizde normalleşme ilgili adımlar atılmaya başlanıyor. Adalar, önümüzdeki döneme hazır mı? Ne yazık ki bu soruya olumlu cevap vermek mümkün değil. Bunun pek çok sebebini sayabiliriz…
Adalar’da “normalleşme” hazırlıklarının yönetilmesi için İBB Turizm Platformu ile ilişki kuruldu ve 11-25 Mayıs tarihleri arasında İBB turizm Platformu tarafından biri hazırlık, diğer ikisi davetli işletme temsilcilerinden oluşan 3 ayrı toplantı düzenlendi.
Adalar C-19 Danışma Kurulu, 31 Mayıs tarihli haftalık toplantısında gelişmeleri değerlendirdi ve aşağıdaki duyurunun ilgili-yetkili kurumlar ve Adalılarla paylaşılmasını kararlaştırdı.
Covid-19 salgın süreci devam ediyor. Evde kapalı kalma durumunun dördüncü haftasını bitirdik. İyimser siyasi açıklamalar var ama gerçekçi akademik yorumlar bu sürecin Haziran sonuna kadar devam edeceğini, hafiflese bile gelecek yıl mutasyon görmüş yeni dalgalarla beraber 1-2 yıl süreceğini söylüyor.
Elbette yaşamak birinci önceliğimiz ama bunca yıldır üzerine titrediğimiz dayanışma, adalet, eşitlik duygularımız ne oluyor? Yarın olursa eğer, bugün ısrarla öne sürdüğümüz “sokağa çıkma yasağı” çağrılarımızı, kimileri çok güzel kullanmayacaklar mı? Karşı çıkarsak eğer, toplum, 2020 Mart, Nisan günlerinde... diye hatırlamayacak mı?
Covid-19 Salgınında Adalar’da neler yaşanıyor? Hangi tedbirler alındı? Neler yapılması gerekiyor? Eksiklikler nasıl giderilebilir? Sorunlara nasıl yaklaşılmalı?
Bayram tatillerinde iskelelerde ezilenlerin bayılanların olduğunu gördük, çok yakın bir zamanda. Vapur sayısını azaltmak bir çözüm değil, tam tersine daha büyük bir risk. Peki ne yapılabilir? Bu verili duruma bakarak "hiç bir çare yok, ne başımıza geldiyse razı olmalıyız" mı diyeceğiz? Geçtiğimiz yıllarda yaptığımız tam anlamıyla buydu.
Olağanüstü bir süreç geçiriyoruz. Hem devlet hem de yerel yönetim olarak aldığımız öncü tedbirler sayesinde bugüne kadar Bozcaada’ya bu salgın bulaşmadı. Bununla birlikte son günlerde vaka sayılarındaki artış hızının düşmesinin bir rehavet getirmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Yaşadığımız felaketin raf ömrü var. Sorun, sokağa çıktığımızda tüketim tercihlerimizin ne olacağı. Dünya sağlığına en büyük tehdit, kitle manipülasyonuna açık davet, belki de aile sofralarının dağılmasıydı. Bu süreçte yaşayabildiğimiz telaşsız sofralara geri dönebilecek miyiz? Neyi var edeceğimiz, neleri tarihe gömeceğimiz, bize bağlı.