Halim Bulutoğlu

Adalar’ın sivil toplum çalışmaları üzerine yazdığım bu kaçıncı yazım, hatırlamıyorum. Adalar Vakfı yönetimine girdiğim 2003 yılından bugüne kesintisiz yayınladığımız aylık Adalı dergisi bunun tanığı. Daha ilk sayıda, 2003 Temmuz’unda Adalar’daki sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirmek için girişimde bulunduğumuz haberi var. Bu girişim dergide “Adalı Sivil Toplum Kuruluşları’nın temsilcileri ile 13 Temmuz tarihinde bir araya geldik. Bu buluşmadan koordinasyonu sağlayacak bir komite oluşumu çıktı.” spotuyla yayınlanmış.
Vefasızlık toplumumuzun kanayan yarasıdır.. Buna dikkat çekmek için kullanılırdı, yakın döneme kadar, “Vefa, sadece İstanbul’da bir semt adı değildir” sözü. Artık o bile kullanılmaz oldu.
Cumartesi, 03 Nisan 2021 23:23

Adalı'dan: Tsunami etkisi

1 ay önce yayına giren sayımızın sunuşunda, “Mart kapıdan baktırmasın” başlığını kullanmış, o eski mart soğukları için kullanılan bu deyimi, yaşadığımız pandemiye bağlamış, “elde avuçta ne varsa tükettiğimiz bugünler, tedbirsizliğimizle yeni dalgalara yol açmasın. Bu dönemin kahramanları sağlık çalışanları, sabırlarının sınırında çünkü.” diye bitirmiştik.
Çarşamba, 03 Mart 2021 18:17

Adalı'dan: Mart kapıdan baktırmasın...

Demem o ki, elde avuçta ne varsa tükettiğimiz bugünler, tedbirsizliğimizle yeni dalgalara yol açmasın. Bu dönemin kahramanları sağlık çalışanları, sabırlarının sınırında çünkü.
Salı, 02 Şubat 2021 18:13

Adalı'dan: İyi ki mimozalarımız var

Daha neler görecek, neler duyacağız kimbilir? Pandemiyle birlikte kelime dağarcığımız bayağı gelişti. 300 kelimeyle yazıp konuşabilen toplumumuzun haznesi neredeyse %10 büyüdü, hiç de az sayılmaz. Pandemiden sonra “bulaş” diye yeni bir kelime türettik mesela; hani fiil olarak “bulaşmayı” biliyorduk da isim olarak kullanılmaya başlayınca yadırgadık. Enfeksiyon karşılığı kullanılıyormuş meğer. Ama nasıl pandemiye salgın demiyorsak, enfeksiyon da pandemi koşullarında bulaş oluverdi.
2021’in ilk günlerindeyiz. Tedirgin bir adım attık 20’den 21’e. Dileklerimiz, umutlarımız gelenin gideni aratmamasında. Öyle şeyler yaşadık ki, daha kötüsü olmaz diye düşünse de insan, beterin beterinin olduğu akla düşmüyor değil. Yeni millennium diye alâyı valayla karşıladığımız 2000’den sonra olanları bir sıralamaya kalksak yeter. Ne ummuştuk ne bulduk. Dünya globalleşecek, sınırların bir önemi kalmayacak derken, iyice içe kapandık. Bir zamanlar gezip büyük keyif aldığımız ülkeler, en başta da güney komşularımız kan gölüne döndü. Halep gibi binlerce yıllık tarih ve kültür kentlerinde taş üstünde taş kalmadı.
Salı, 01 Aralık 2020 22:54

Adalı'dan: 2021, adın umut olsun...

Sonbaharın renkleri hala dolaşıyor Ada sokaklarında. Bahçe duvar ve parmaklıklarını sarmalamış sarmaşıklar. Evimize çıkan yokuşun başında narin yaprakçıları sonbahar rüzgarına hala direnen Gülibrişim ağacı. Yapraklarıyla sokağımızı boydan boya sarıdan kahverengiye çalan renkleriyle boyamış ulu çınar. Yaz boyu duvarımızdan sarkan ve güzelim mavi çiçeklerini hiç eksik etmemiş yasemin de direnenler arasında, ne güzel. Ben açarım diyor feri iyice sönmüş kasım güneşine, seni göreyim yeter. Caddede Tespih ağaçları. Onlar da gülibrişim gibi yapraklarını iyice seyreltmiş. Ama güzel bir gerdanın iki tarafına yerleştirilmiş küpeler misali, sokak lambalarının aydınlığında kış boyu ada sokaklarını süsleyecek sarı tespih demetleri kıvama gelmiş artık.
Adalar için 1/5000’lik Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı üzerine çalıştığımız başlıklardan biri “Afetler” idi. Afetler deyince Adalar’da akla önce deprem ve orman yangınları geliyor. Kırıldı kırılacak denen ve İstanbul için tehdit oluşturan faylardan birinin adı Adalar Fayı ne de olsa. Yaklaşık 7 büyüklüğünde deprem üretmesi bekleniyor. Deprem ile birlikte meydana gelebilecek tsunami tehlikesi de, adı konmasa da önemli bir afet işareti Adalar ve İstanbul için. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, yaz ortasında İstanbul deprem ve tsunami senaryolarını güncellemiş, ilçe ilçe meydana gelebilecek yıkım üzerine simülasyonlar hazırlamış ve yayımlamıştı. Bir süredir yapılan çalışmaların güncellenmesiydi 2020’de açıklanan raporlar.
10 Eylül 2020 günü Adalı dergisinde, “Adalar’ın güzel bir binasını daha kaybetmek üzereyiz” başlıklı bir haber-yazı çıktı. Yazıyı görünce merak ettim, bu bina kimlerindir, ne zaman yapılmış, içinde kimler yaşamış diye.
Salı, 29 Eylül 2020 15:04

Adalı'dan: Ekinoks günleri

Ekinoks, güneş ışınlarının ekvatora dik indiği, gündüz ve gecenin eşit olduğu günlerin adı. 21 Mart ve 23 Eylül’de gerçekleşiyor, yılda iki kez. Üstelik bu durum bizim coğrafyamıza ait değil, dünyanın her yerinde böyle. Her yerinde böyle ama bu tarihler, dünyanın iki yarım küresi için farklı anlamlar ifade ediyor. Kuzey yarım kürede, 21 Mart tarihli ekinoks günü, aynı zamanda baharın başlangıcı. 23 Eylül ekinoksu ise sonbaharın.