Cuma, 29 Nisan 2016 14:33

Minyatür

Ögeyi değerlendirin
(1 Oylayın)

Türk resim tarihiyle ilgili yazmaya başlamadan önce minyatür sanatı hakkında bilgi vermek gerektiğini düşündüm. Çünkü Cumhuriyet (Osmanlı döneminde) öncesinde minyatür alanında çalışmalar yapılıyordu. Minyatürü anlamadan resim tarihi hakkında vereceğimiz bilgiler dayanaksız olacaktır...

06 minyatur 280xMinyatür Sanatı, Ortaçağ Avrupa’sında el yazması kitapların baş harflerini süslemek için kullanılan kırmızı renkten adını alır.

Fransızca sözcük geç Latince miniature ‘kırmızı mürekkeple yazma, yazı süslemesi’ sözcüğünden alıntıdır. Geç Latince miniare ‘minium ile işlemek fiilinden +tura son ekiyle türetilmiştir. Geç Latince fiil Latince minium “kırmızı mürekkep yapımında kullanılan mineral kurşun oksit sözcüğünden türetilmiştir. Zaman içerisinde kitapların anlattığı konuların resimlenmesine minyatür denilmeye başlanmıştır.

Minyatür sanatını resim sanatından ve diğer plastik sanatlardan ayıran en büyük özelliği yapılış tarzıdır. Bu sanatta kullanılan malzemeler özeldir, her ne kadar suluboya tekniğiyle yapılıyor olsa da farklılıkları çoktur. Öncelikle kullanılan kâğıt aharlanmış parşömen kâğıdıdır. Bu kâğıtlar parlatılır ve fırça rahat hareket etsin diye kayganlaştırılır. Boya olarak özel olarak hazırlanmış toprak boyalar, altın, gümüş kullanılır. Fırçalar ise üç aylık kedilerin ense tüylerinden özel olarak yapılır. Bazen bu fırçalar tek tüy inceliğinde olabiliyor, çünkü minyatürdeki ayrıntılar tamamen tarama usulüyle ortaya çıkartılıyor. Kompozisyon olarak da önemli kişiler ortada olacak şekilde veya sayfa ortadan ikiye ayrılacak şekilde kullanılıyordu.

03 minyatur 280x
04 minyatur 280x
05 minyatur 280x
 

Minyatür sanatında derinlik, ışık gölge ve perspektif yoktur. Gerçeklikten uzaklaşmak için perspektif kullanılmaz, figürler birbirini kapatmaz kişilerin önemine göre sıralama yapılır. Renk olarak ağırlıklı kırmızı kullanılır.

Minyatür resimlerde her figürün çizilme şekli özeldir. Ağaçların, bulutların, denizin, dağların, insanların çizilme şekli kendine özgü ve hep aynıdır. Bundan dolayı nakkaşların bir süre sonra gözleri kapalı veya karanlıkta dahi çizim yapabilecekleri söylenir. Ay yüzlü-badem gözlüdür genelde insan figürleri, duruşları aynıdır.

Osmanlı minyatür sanatında portre yapmaya Şebi, grup halinde resimlere Meclis, peyzajlara Tar, peyzaj ressamlarına Tarrah denirdi. Minyatür yapan ustalara Nakkaş, (daha sonraları Müsavvir) yapılan yere Nakkaşhane denirdi.

Bütün bu yapılma teknikleri, malzemesi ve kompozisyon şekliyle resim sanatından ayrılır. Daha sonraları resim sanatının etkisi altına girip daha resimsel minyatürler yapılacaktır.

Minyatür sanatının Osmanlı’ya gelişi İlhanlılar, Batı İran, Irak ve Kafkasya yöresinde bulunan Karakoyunlular, Kuzeybatı İran ve Doğu Anadolu’da bulunan Akkoyunlular, İran ve Orta Asya’da bulunan Memluklar vasıtasıyla olmuştur.

02 minyatur 280xOsmanlı minyatürü II. Mehmet zamanında (15 yy) önemli olmaya başladı. Edirne’de ve fetihten sonra da İstanbul’da imparatorluk nakkaşhaneleri açılmıştır. Sanata verdiği önemi yurtdışından getirttiği ressamlar ve onlara çizdirdiği portrelerinde görürüz. Dönemin en önemli sanatçısı nakkaş Sinan Bey’dir. Daha sonraları Kanuni döneminde minyatür sanatı en parlak dönemini yaşamıştır. En önemli sanatçısı harita ressamı olarak da değerlendirebileceğimiz Matrakçı Nasuh’tur. Portre resimleyicisi ise yalnızca Nigari’dir, 18. yy sanatçısı ise Levni’dir. Levni daha sonraları III. Ahmet döneminde batılı resimlerin etkisinde kalarak minyatüre perspektifi sokmuş ve derinlik kazandırmıştır.

Osmanlı’ya gelene kadar 8. yy.da Uygur Türkleriyle yolculuğuna başlayan minyatürü Selçuklu çinilerinde (Anadolu Selçuklu çinilerinde figürler kullanılmıştır), Artuklu sultanının Otomatlar kitabında, Gazneli Mahmut için hazırlanmış Varka ve Gülşahta; Safeviler’de Rıza Abbasi’nin minyatürlerinde, Mehmet Siyah Kalem’in minyatürlerinde, Fatih devrinde Sabuncuoğlu’nun Tıp kitabında, nakkaş Sinan Bey’de, Selimname’de, Matrakçı Nasuh’ta, Süleymanname’de, Şeyhname’de, Firdevsi minyatürlerinde, Nigari’de, Hünername ve Surnameler’de, Fetihnameler’de, Paşanameler’de ve Levni’nin minyatürlerinde görürüz. Ve gördüğümüz bu yolculuk minyatür sanatının günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır.

Son değişiklik Pazartesi, 02 Mayıs 2016 13:54
Yorum yapmak için oturum açın