Pazar, 01 Mart 2015 14:47

8 Mart Kadınlar Günü mü?

Öğeyi Oyla
(0 oy)
Özgecan’lara
Ürkek bir serçe gibi eğme başını
Kaldır başını ve dimdik dur
Bu senin değil ülkemin ayıbı
Hırpalanmış yerlerinden öperim
çocuk

Kadınları her türlü şiddetten korumak, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak amaçlı olan İstanbul Sözleşmesi’ne ilk imzayı atan Türkiye’de her gün kadınlar sayıları daha da artarak öldürülüyorlar. İmzacı devlet olan Türkiye yargısı tecavüzcü katillere ‘kahkaha attığı, gece sokağa çıktığı, tayt ve mini etek giydiği için’ ölümü hak ettiği yorumuyla ceza indirimi uyguluyor.

Dünyada ve ülkemizde her yılın 8 Mart’ında bir kutlama yapılır. Bizim ülkemizdeki kutlama gününde kadınlara ekstra bonus niteliğinde dayak, şiddet, gözaltı, işkence, hakaret, aşağılama vb. eşlik eder.

Kutlamanın adı da “Dünya Kadınlar Günü”dür!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü...

Kimse yadırgamadı! “Kadınlar Günü!”

"Dünya İnsan Günü","‘Dünya Erkek Günü", var mıdır? O halde neden “Dünya Kadın Günü” deniyor? İnsan olmaktan kaynaklanan bir gün olamaz! İnsan olmaktan kaynaklanan haklarımız için günler olabilir. İnsan Hakları Bildirgesi’nin ilk maddesinde ne der: “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar...”

Evet, düşünmeden kullandığımız bir kavramın ne anlama geldiğini bilmiyoruz! Bilsek, bu kavramın aslında kadının insanın diğer yarısı olarak görülmediği anlamına geldiğini fark ederiz.

Neyse, kadın olmaktan kaynaklı bir gün var, bu doğru. İnsan türünün diğer yarısı olan kadınların haklarını ifade eden bu günün adı “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”dür.

8 mart 01 280x8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde, tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadın, düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grev başlattı. Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği bu mücadelede, polisin grevdeki işçilere saldırması ve fabrikaya kilitlemesiyle çıkan yangın sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine on bini aşkın kişi katıldı. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921’de Rusya’nın Başkenti Moskova’da 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü I. ve II. Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde yasaklandı. 1960’lı yılların sonunda ABD’de binlerce kadının katılımı ile yapılan 8 Mart anmaları daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Ve ardından Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 yılında 8 Mart’ı “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kabul etti.

Bu günün adını artık doğru kullanarak yola koyulmalıyız.

Yine bir emekçi kadınlar günü geldi çattı.

Günümüz yaklaşırken ne kadar da çok öldürüldük, aşağılandık, insan olarak elde ettiğimiz kırıntı haklarımız ne kadar da çok elimizden alındı, ‘kadının adı yok’a ne kadar da çok yeniden sürüklendik!

Bilim, teknik, medeniyet ilerledikçe biz yarım adım ileri üç adım geri düzeyine ne kadar da çok itildik! Yürüdükçe, geriye gitmek ne kadar da acı!

İşte 8 Mart’a bir adım kala Özgecan ile yine sil baştan başlatılmak istendik. Olmadı, ama Özgecan o soğuk Şubat gecesinde kendisinden önce yaşamdan koparılan hemcinsleri gibi benzer sona yaklaşma sırasında insan olarak direnirken, elleri kesilip direnen vücudu yakılırken, pis bir eşyadan kurtulmak ister gibi tanınmaz bedeni derelere atılırken insanın kadın yarısının bardağı taştı. Özgecan bardağı taşıran son damla oldu. Kadınlar Özgecan ile bir milat başlattı... İlk defa olmamasına rağmen bu milat artık isyandı...

Özgecan 8 Mart’ın, yani sömürü düzenine direnen emekçi kadınların isyanıdır artık.

Bu isyan, kadın olmaktan kaynaklı haklarımızı elde etmek, insanca yaşamak için gerekli ortamı hazırlamak, erkek bakış açısıyla yönetilen devlette, adalet sisteminde insan haklarına - toplumsal cinsiyet eşitliğine giden yolu yapmak; değer ve moral değerleri ete - kemiğe büründürmek, kimliğini korumak olan mücadelenin adıdır.

Erkekler 2014’te 281 kadın öldürdü. Kadın cinayetlerinde 2013’e göre yüzde 31’lik artış yaşandı. Erkekler 2010’da 271, 2011’de 257, 2012’de 165, 2013’te 214, son beş yılda toplam 1134 kadın öldürdüler.

Erkekler 2014’te 109 kadın ve kız çocuğuna tecavüz etti/ tecavüz girişiminde bulundu.

Tecavüz mağdurlarının yüzde 32,11’ini çocuklar oluşturdu: 2014’te 12-17 yaş arası 35 kız çocuğu tecavüze uğradı.

Tecavüze uğrayanların yüzde 4,5’i ise engelli kadın ve kız çocuklarıydı. 5 engelli kadın ve kız çocuğu tecavüze uğradı, bunlardan 18 yaşın altındaki birine zorla fuhuş yaptırıldı.

2014’te medyaya yansıyan tecavüz vakalarının yüzde 29,36’sında kadın ve kız çocukları fuhuş yapmaya zorlandı: Toplam 32 kadın ve kız çocuğuna zorla fuhuş yaptırıldı.

2014’te erkekler 560 kadını yaraladı - şiddet uyguladı.

Kadınların yüzde 12,85’i boşanmak istediği için şiddete maruz kaldı.

Kadınların yüzde 4,5’i ise 6284 nolu yasa kapsamında yasal girişimlerde bulunduğu halde halde şiddete maruz kaldı.

2014’te erkekler 140 kadın ve kız çocuğunu taciz etti.

Yaşların bilindiği vakalarda taciz mağdurlarının yüzde 67’sini 10-17 yaş arası kız çocukları oluşturdu.

(kaynak bianet.org)

Evet, kadın mücadelesi insanlık onuru ve özgürlük mücadelesidir artık. Hiç kimseye kurtuluşumuzu bırakmamamız gerektiğini ölerek, tecavüzlere uğrayarak, taciz edilerek, aşağılanarak öğrendik! Birilerinin bahşettikleri kırıntılarla değil, dişimizle, tırnağımızla kadın olmaktan kaynaklı ayrımcılığı ortadan kaldırmamız, geleceğimizi kadınlar olarak yarına bırakmadan örmemiz gerektiğini biliyoruz artık.

Siyasal erki elinde bulunduranlara Özgecan’ın hemcinsleri olarak diyoruz ki; Bu dünya, erkekler için yaratılmadı.

Kadınlar bu nedenle erkeğin elinin kiri değildir!

Kimsenin namusu değildir!

Bir süs eşyası değildir!

Bedeni erkeğin tahrik malzemesi değildir!

Erkeklere emanet edilen bir mal değildir!

Kumandalı bir alet değildir! İstenilen saatte dışarıda olan, hamile olduğunda sokağa çıkmaması gereken, erkeğin tecavüz etmemesi için mini etek, tayt giymemesi, kahkaha atmaması gereken bir nesne hiç değildir!

Örtüsüz kadın perdesiz ev gibidir; ya kiralık ya da satılıktır diyen zihniyeti tarihin çöplüğüne göndermek boynumuzun borcudur. Örtülü kadın acaba tecavüze uğramıyor mu gibi bir savunmaya da girmeden...

Erkek egemen sistem kadın erkek - çocuk - yaşlı - genç demeden tüm topluma yöneliyor. Lakin kadın emeğini, bedenini, üretkenliğini daha fazla ezip aşağılayarak ucuz işgücü olarak kullanarak daha fazla sömürüyor.

Ve anasının diz kapağının üstünü görüp tahrik olanlar, altı yaşında kız çocuğu ile evlenilebilir diyenler, küçücük çocuklara tecavüz edilirken rızası vardı diyenler ve yasaları bu zihniyet sahiplerine indirim yapacak şekilde uygulayanlar bize bakın bir kez daha. Bizleri aşağıladıkça, öldürdükçe, büyüyen öfkemizden ve kararlılığımızdan korkun artık. Korkularımız her insan gibi var, ama korkularına teslim olmayan bir kadın ordusu var artık karşınızda! Ve artık kaybedecek hiçbir şeyi olmayan, ama mücadele ederek özgürlüğünü kazanacağını bilen bir ordu...

8 Mart’lar toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadeleyi yükselttiğimiz ve emeğimize, insanlığımıza sahip çıktığımızı güçlü bir şekilde haykırdığımız, özgürlük ve eşitlik mücadelesini büyüttüğümüz günün adıdır artık...

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun.

8 mart 02

İstanbul Sözleşmesi nedir?

Sözleşme’de yer alan hükümler özetle şöyle:

  • Kadınların güvenliği Avrupa Konseyi merkezli 4 yıl süreyle görev yapan bir birim tarafından uluslararası düzeyde denetlenecek. GREVIO adı verilen bu birim 6 ay içinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından belirlenecek.
  • Sözleşme’ye taraf devletler, şiddet gören kadınlara da mülteci olma hakkı verebilecek. Bu anlamda sözleşme küresel ölçekte kadına şiddetle mücadeleyi öngörüyor.
  • Devlet, ölüm riski ve durumun aciliyeti göz önüne alınarak her türlü önlem alınacak. Kolluk kuvvetlerinin, mağdurlara yönelik her türlü şiddete acil ve yerinde müdahale etmesi için çok daha etkin önlem almaları sağlanacak. Emniyet, savcı ve mahkeme arasında etkin bir işbirliği oluşturulacak.
  • İhbar mekanizmasının işleyişi hızlandırılacak. Yargı, polis ve sağlık birimlerinin eğitimine bütçe ve zaman ayrılacak.
  • Şiddet mağduruna ikametini değiştirmesi için destek verilecek. Mağdur korunacak ve psikolojik destek alacak. Mağdurun faille temas etmemesi sağlanacak. Şiddet mağduru kadına asgari ücretin günlük tutarına göre devlet tarafından geçici maddi destek verilecek.
  • Kadına yönelik şiddete yataklık edenler de cezalandırılacak.
  • Devlet radyo ve televizyonlarında her ay en az 90 dakika toplumsal cinsiyet eşitliğine dair yayın yapılacak.
  • İlk ve Ortaöğretim müfredatına, kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği konusunda eğitime yönelik dersler konulacak.
  • Zorla evlendirmelerin suç sayılması için gereken hukuki, idari ve cezai önlemler alınacak. -Şiddet üreten geleneksel rol modellerinin değişmesi için çalışılacak.
  • Mağdurların faillerden tazminat talep etmesi konusunda gerekli yasal düzenlemeler yapılacak.

 

tkdf.org.tr – Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu
Okunma 722 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 09 Mart 2015 01:26
Yorum eklemek için giriş yapın

ADALI DERGİSİ SON SAYI

adali 201711 149 240x

DERGİLERDE ARA

    • Bülent Özden (1)
    • Adalı Dergisi (315)
    • Begüm Yavuz (2)
    • Halim Bulutoğlu (27)
    • Ö. Faruk Berksan (16)
    • Adil İzci (4)
    • Ahmet Tanrıverdi (16)
    • Abdullah Onay
    • Avedis Hilkat
    • Aynur Taşyürek (33)
    • Ayşe Ayyıldız (20)
    • Ayşen Güner (5)
    • Bercuhi Berberyan (38)
    • Gündüz Mutluay
    • Pervin Tuğan (1)
    • Pınar Satıoğlu (7)
    • Semra Askeri Uzuner (71)
    • Sosi Cindoyan (27)
    • Stathis Arvanitis (2)
    • Turgut Kuli (4)
    • Viktor Albukrek (36)
    • Yalçın Çilingir (5)
    • Alper Almelek
    • Ayşegül Bayraktar (15)
    • Cihan Yiğin (1)
    • Korhan Gümüş (1)
    • Nedret Tanyolaç Öztokat
    • Nilgün Refiğ Pala (19)
    • Özlem Yüzak (1)
    • Uğraş Salman (1)
    • Cengiz Pala (1)
    • Selahattin Sönmez (1)
    • Mehmet Durmuş
    • Çağnur Şarman (16)
    • Deniz Akkuş (2)
    • Gizem Altın Nance (1)
    • Gül Bolulu (1)
    • Hülya Sucu
    • Muammer Pehlivan (1)
    • Seda Yavuz
    • Yasemin Arpa
    • Zehra Başar
    • Mustafa Özmat (1)
    • Hacer Kırklıkçı (1)
    • Canan Cürgen (2)
    • Marianna Vasiliadiz (15)
    • Nezih Bayraktar (2)
    • H. Can Yücel (28)
    • Serenad Demirhan (3)
    • Volkan Narcı (6)
    • Güneş Uz (4)
    • Ateş Evirgen (14)
    • Defne Koryürek (1)
    • Çiğdem Kayaoğlu (8)
    • Haluk Eyidoğan (4)
    • Ali Erkurt (2)
    • Asu Aksoy (2)
    • Berrin Erkurt (1)
    • Aslı Erdursun (2)
    Close 
    • Prens Adaları (30)
    • Büyükada (64)
    • Heybeliada (75)
    • Burgazadası (27)
    • Kınalıada (14)
    • Sivriada (6)
    • Tavşanadası (1)
    • Yassıada (4)
    • Adalılar (59)
    • Doğa (17)
    • Eğitim (50)
    • Ekoloji (58)
    • Gelenekler (8)
    • Göç ve Nüfus (1)
    • Haklar (33)
    • İmar (15)
    • Kentsel Hizmetler (40)
    • Kültür ve Sanat (183)
    • Lezzetler (10)
    • Planlama ve Gelecek Senaryoları (12)
    • Sağlık (72)
    • Spor (29)
    • Tarihi Miras ve Koruma (35)
    • Tarih (32)
    • Ticari Yaşam (1)
    • Turizm (22)
    • Ulaşım (33)
    • Afetler (10)
    • Din, İnanç (12)
    • Sivil Toplum (104)
    • Hukuk (15)
    • Günlük Yaşam (113)
    • Eğlenme (2)
    • Politika, Siyaset (24)
    • Deniz (52)
    • Mimari (7)
    • Hayvanlar (61)
    • Yayın, Kitap (9)
    • Şiir (29)
    • Vapurlar, Tekneler (5)
    • Ada (61)
    • Sergi (12)
    • Kitap (25)
    • Müzik (31)
    • Yerel Yönetim (6)
    • Adalar Müzesi (21)
    • Balıkçılık (22)
    • Gezi (29)
    • Vordonisi (2)
    • Fotoğraf (6)
    Close