Salı, 01 Aralık 2015 13:42

Şimdi De ‘Je Suis Paris’ Hatta ‘Nijerya’

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Bu konuyu Agos Gazetesi’ndeki Kaplumbağa köşemde deşmiştim dostlar. Bu aralar başka bir şeye odaklanamıyorum madem, bari Adalı okurlarıyla da paylaşayım dedim. Ek bir parantezim de olacak zira bu yazı yayımlandıktan kısa bir süre sonra benzeri bir vahşet Nijerya’nın başkenti Abuja yakınlarında da yaşandı, Kaduna’da da, Yola’da da… Ama kimse “Ben Nijerya’yım” demiyor. Orada da bir dolu ölü, bir dolu da yaralı var. Neden acaba? Öyleyse böyle bir parantezle başlayayım ben de belki vicdanı etkilenenler olur.

Son yıllarda ikide bir, acı verici bir nedenden, hep beraber başka bir şey oluyoruz. Bütün dünya bir ağızdan “Ben şuyum, ben buyum” diye bağırır oldu. Zenci olduk, Ermeni olduk, Kürt olduk, Hrant olduk, Charlie olduk ve belki hatırlayamadığım bir dolu şey, şimdi de herkes Paris. Aman ne kadar anlamlı, acı bir olay karşısında insanlık hemen gönül birliği içine giriyor bak. Laf! Hep laf onlar, ağızlar söylüyor, yürekler söylemiyor. Bir türlü insan olamadık da ondan. Bir türlü “Hepimiz insanız, ben insanım” diyemiyoruz hâlâ. Diyemeyiz de artık, yoldan çıktık bir kere, iyice kaçtı ipin ucu. İnsanı insan yapan nitelikleri bir bir kaybediyoruz. Pandora’nın kutusu yeniden açıldı. Umut bile kalmadı bu kez.

Bence en çok Allah’ı düş kırıklığına uğratmıştır insan. Herhalde yaratırken bu derece çığırından çıkacağını, böylesine canavarlaşacağını ummamıştır. Zekâ, duygu, bilinç gibi mekanizmanın soyut yönlerinin şirazesi öyle bir şaştı ki belki de topyekûn yok edilmenin zamanı geldi de o yüzden her dara düştüğümüzde, aman dilediğimiz Allah, artık hepten çekti elini bizden. Nasılsa yakında yok edeceğiz birbirimizi diye “Ne haliniz varsa görün” deyip, seyre duruyor. Bu pislik bi sona ersin, yeniden başlatacak her şeyi. Doğanın da bu plana katkısı yadsınamaz tabii. Birbirini yemeden arta kalanları da o halledecek, başladı bile. Sonrası yepyeni bir dünya. “Siz bi defolup gidin, biz biliriz yapacağımızı” diyorlardır, Allah ve Doğa ve hatta belki Şeytan bile. O bile bu kadar kötülüğü düşleyememiştir bence.

Duygularıma kapılmış bu tarz kavramlardan giderken, daha somut şeyler, soru olarak yandan yandan gelip büsbütün sinir ediyor beni. Mesela; Terör nedir? Niye var? Neye yarar? Nasıl her milletten insan terörist olabiliyor? Ne için? Para için mi? Öyleyse salak gibi neden ölümü göze alıyorlar? Ölünce o paralar ne olacak? Acaba uyuşturuluyorlar mı? Bu vahşetler kime, kimlere yarar sağlıyor? Bu yararlar bunca insanın canını almaya değecek kadar büyük mü? Dünya bitecek, herkes ölecek, bir tek onlar kalacak, bütün kaynaklar onların mı olacak? Ay çok soru oldu ve hiçbirinin cevabı bende değil. Kaldı ki bunları bir dolu üst düzey siyasetçi de tartışıp duruyor ve kimse kesin bir cevap bulamıyor. Aman zaten ülkemizde her sorunun cevabını, her olayın nedenini bilsen de söyleyemezsin. Öylece ortaya atar ucunu açık bırakırsın ki başın derde girdiğinde “Ben öyle demedim, siz yanlış anladınız” diyebilesin. Ay son bir soru daha, oldukça can alıcı ve tabii ki cevapsız: Bu pislikler bunca silahı nereden buluyorlar?

Tamam, engelledim bu tarz soruların beynimi meşgul etmesini. Başa dönüp, o söz ettiğim kavramları biraz hafifletmek için konuyu bilimkurguya bağlayacağım. Sanırım daha önce bir kez daha buna benzer bir şeyler yazmıştım. Yine yazacağım. Dünyadaki insanlığın, böylesine birbirine düşman hale gelmesini, ne din, ne teknoloji, ne de para pul engelleyebilir. Bence şimdi tam, o tarz filmlerde gördüğümüz gibi uzaydan gelecek bir tehdit zamanı. Ne dersiniz? Hadi hayal edelim.

Düşünebiliyor musunuz? Her ülkenin önemli şehirlerinin tepesine, dünyada eşi benzeri olmayan dev bir araç kara bulut gibi inip sabitlenmiş ve adeta gökyüzünü karartmış. Bir takım yaratıklar çil yavrusu gibi ortalığa yayılmış, sesini yükselteni bir el hareketiyle toza çeviriyor ve gün geçtikçe ustalıkla geliştirdiğimiz hiçbir silah ne onları etkiliyor ne de dev araçlarını. Hatta her silah geri tepip kullanıcısını vuruyor. Ne olur acaba Amerika, Rusya, Çin, Japonya, İngiltere, Fransa, Almanya, İsrail, Türkiye, tüm dünya? Doğu, Batı, Kuzey, Güney? Ne olur din baskısı, din düşmanlığı? Hıristiyanlık, Yahudilik, İslamiyet, Budizm, tüm dinler, hatta ateizm? O zaman kalır mı acaba, benim ülkem, senin ülken? Kalır mı petrol, uyuşturucu, silah, para pul? Kalır mı çıkarlar uğruna doğup da bir türlü sonu gelemeyen terörizm? El mahkûm, mecburen el ele vermez mi tüm insanlık? Kim siyah, kim beyaz, kim sarı, kim vahşi, kim uygar? ‘İnsan kardeşim’ olmaz mı herkes?

O uzaylı korkunç yaratıkların lideri, tüm dünya liderlerini ve paranın asıl sahiplerini vıjt diye ışınlayarak bir yere toplasa, bir müddet aç susuz bıraksa, iyice burunlarını sürttükten sonra da karşılarına geçip “Yüzyıllardır aklınız başınıza gelir diye bekledik, adam olmuyorsunuz. Ya bütün silahlarınızı imha eder, asla yenisini yapmaz, sınırlarınızı kaldırır, dünyayı mahvetmeyi bırakır, hepiniz insan olursunuz, ya biz hepinizi yok edip, bu güzelim dünyayı sahipleneceğiz dese… Ah tam zamanı şimdi, tam zamanı.

Şimdilik, yeni bir acı olaya kadar bir süre; Je suis Paris. Ve de ekstradan “Nijerya”.

Okunma 542 defa Son Düzenlenme Perşembe, 03 Aralık 2015 00:16
Yorum eklemek için giriş yapın

ADALI DERGİSİ SON SAYI

adali 201710 148 240x

DERGİLERDE ARA

    • Bülent Özden (1)
    • Adalı Dergisi (314)
    • Begüm Yavuz (2)
    • Halim Bulutoğlu (26)
    • Ö. Faruk Berksan (16)
    • Adil İzci (4)
    • Ahmet Tanrıverdi (16)
    • Abdullah Onay
    • Avedis Hilkat
    • Aynur Taşyürek (33)
    • Ayşe Ayyıldız (20)
    • Ayşen Güner (5)
    • Bercuhi Berberyan (37)
    • Gündüz Mutluay
    • Pervin Tuğan (1)
    • Pınar Satıoğlu (7)
    • Semra Askeri Uzuner (67)
    • Sosi Cindoyan (27)
    • Stathis Arvanitis (2)
    • Turgut Kuli (4)
    • Viktor Albukrek (35)
    • Yalçın Çilingir (5)
    • Alper Almelek
    • Ayşegül Bayraktar (14)
    • Cihan Yiğin (1)
    • Korhan Gümüş (1)
    • Nedret Tanyolaç Öztokat
    • Nilgün Refiğ Pala (18)
    • Özlem Yüzak (1)
    • Uğraş Salman (1)
    • Cengiz Pala (1)
    • Selahattin Sönmez (1)
    • Mehmet Durmuş
    • Çağnur Şarman (16)
    • Deniz Akkuş (2)
    • Gizem Altın Nance (1)
    • Gül Bolulu (1)
    • Hülya Sucu
    • Muammer Pehlivan (1)
    • Seda Yavuz
    • Yasemin Arpa
    • Zehra Başar
    • Mustafa Özmat (1)
    • Hacer Kırklıkçı (1)
    • Canan Cürgen (2)
    • Marianna Vasiliadiz (15)
    • Nezih Bayraktar (2)
    • H. Can Yücel (27)
    • Serenad Demirhan (3)
    • Volkan Narcı (6)
    • Güneş Uz (4)
    • Ateş Evirgen (14)
    • Defne Koryürek (1)
    • Çiğdem Kayaoğlu (7)
    • Haluk Eyidoğan (4)
    • Ali Erkurt (2)
    • Asu Aksoy (2)
    • Berrin Erkurt (1)
    Close 
    • Prens Adaları (26)
    • Büyükada (63)
    • Heybeliada (75)
    • Burgazadası (26)
    • Kınalıada (14)
    • Sivriada (6)
    • Tavşanadası (1)
    • Yassıada (4)
    • Adalılar (59)
    • Doğa (17)
    • Eğitim (49)
    • Ekoloji (57)
    • Gelenekler (8)
    • Göç ve Nüfus (1)
    • Haklar (33)
    • İmar (15)
    • Kentsel Hizmetler (39)
    • Kültür ve Sanat (179)
    • Lezzetler (10)
    • Planlama ve Gelecek Senaryoları (12)
    • Sağlık (72)
    • Spor (29)
    • Tarihi Miras ve Koruma (30)
    • Tarih (30)
    • Ticari Yaşam (1)
    • Turizm (21)
    • Ulaşım (33)
    • Afetler (9)
    • Din, İnanç (12)
    • Sivil Toplum (100)
    • Hukuk (15)
    • Günlük Yaşam (112)
    • Eğlenme (2)
    • Politika, Siyaset (24)
    • Deniz (52)
    • Mimari (4)
    • Hayvanlar (61)
    • Yayın, Kitap (9)
    • Şiir (29)
    • Vapurlar, Tekneler (5)
    • Ada (61)
    • Sergi (10)
    • Kitap (23)
    • Müzik (30)
    • Yerel Yönetim (6)
    • Adalar Müzesi (19)
    • Balıkçılık (22)
    • Gezi (27)
    • Vordonisi (2)
    • Fotoğraf (6)
    Close