Pazar, 01 Kasım 2015 01:34

Adalar Barış Bloku savaşa giriyor!

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Büyük bir heyecanla kurduğumuz Adalar Barış Bloku, ‘emergency’ sinyalleri vermeye başladı. Kendini oluşturan benim de içinde bulunduğum farklı görüş sahibi bir kısım üyelere, kendini grubun sahibi sananlar savaş açtı.

Blokun kolaylaştırıcısı Ayşe Erzan, Orhan Silier ile birlikte, Blokun zorlaştırıcısı oluverdi. Orhan Silier’in gereksiz ve yetkisiz müdahalelerine karşı çıktığım için Ayşe Erzan tarafından azarlandım ve gruptan atılmakla tehdit edildim. Bu görüşü emir telakki eden grubun liste yöneticisi Semih Bilgen beni gruptan atıverdi.

Bu diktatöryel davranışa karşı yazılan mesajları, bitişik sayfada görebilirsiniz.

Bu karar nasıl alındı, kimler aldı? Neye göre aldı? Hangi yetkilerini kullandı? Bunları bilemiyoruz. Galiba Ayşe Erzan tiransı bir davranışla kendi kendine aldı?

02 baris bloku 280xGerçekten farklı görüş sahibi tarafların bir araya getirilmesi ile özenle kurulan Adalar Barış Bloku’nun başına gelenler, aynen Ülkemizde şikayetçi olduğumuz yönetimden dolayı hepimizin başına gelenlere benziyor. Bir tiran karar veriyor, ekip bu kararları hemen uyguluyor, hapse atılanlar, görevine son verilenler binlerce. Sen misin farklı görüş sahibi, hemen kapı dışarı ediliyorsunuz. Yetkileri olsa bu dergiyi de kapatıverirler.

Nerede kaldı Barış Bloku, nerede kaldı hür düşünce platformu? Nerede kaldı farklı düşüncelerin bir arada yaşayabilmelerine imkan vermesi planlanan Barış Bloku’nun Adalar’ı?

Zaten tartışmanın müsebbibi olan ‘Barış Konseri’ne de durum intikal etmiş olacak ki, Barış Konseri matem havasına dönüşüvermiş.

Böyle bir yazı ile derdimizi anlatmak hoş değil ama böyle uygulamaya, böyle karşılık. Ne yaparsınız?

Acil olarak bu zorlaştırıcıları uyarıp, gerekirse ortak toplantıda görevden alıp, kolaylaştırıcılar getirmezseniz, Savaş Bloku en azından Adalar’da zaferini ilan edecektir. İlk çağrıcı grupta bulunanların grubu toplantıya çağırmasını, bu üslup ve yönetim tarzının görüşülmesini bekliyorum. Barış Bloku’nun dağılmaması için bu talebimin görev olarak kabul edilmesini önemli buluyorum.

Grubun kurulduğu ilk toplantıyı da yönetmekle önemli bir sorumluluk üstlenen Kent Konseyi Başkanımız Sevgili Sinan Özbek’ten, yapılacaksa ikinci toplantıya da ev sahipliği yapmasını rica ediyorum.

Barış Bloku savaşa nasıl karar verdi?

Konusu Barış olan bir konser yapılması tavsiye edilmişti. Ardından Ankara’daki eylem meydana gelince yapalım-yapmayalım konusunda ufak tefek tartışmalar oldu. Bu tartışmalar arasında Serpil Arısoy isimli üyemiz ile Orhan Silier arasında yazışmalar yapıldı. Orhan Silier’in her zamanki gibi çok bilen son karar mercii edasıyla verdiği tavsiyelere Serpil Hanım karşı çıktı. Yine bilinen bir reaksiyon olarak Orhan Silier tartışmayı bitirmeyi tavsiye ederken, kendi görüşünü kabul edilmiş gibi sakince dayatıyordu.

03 baris bloku 280xBunun üzerine Faruk Berksan olarak ben de tartışmaya katıldım ve Orhan Silier’in her zaman yaptığı üstenci ifadelerinin bu gruba ciddi zarar verebileceğini biraz sert bir dille ifade ettim.

Sonunda Ayşe Erzan devreye girerek, hiç de görevi ve yetkisi olmadığı halde şu mesajı yazdı:

“Bu gruba yazarken kullandığınız dil ve üslup önemlidir. Açıkça kişileri aşağılama ya da bu gruba ait olmayan hesaplaşma üslubu kabul edilemez ve tekrarı halinde kullanıcılar derhal liste yöneticisi Semih Bilgen tarafından listeden çıkartılacaklardır.”

Serpil Hanım tarafından konu tam anlaşılamamış olacak ki kendisi için çıkarttığı tartışmaya, Faruk Berksan’ın grubu koruma amacıyla, Orhan Silier’in vermesi muhtemel müdahalesine karşı çıkmasını, Berksan’ın şahsi davası zannederek özür dilenmesini istemiştir.

Halbuki mesaj bu gruba ait olmayan eski bir hesaplaşma mesajı değildi. Orhan Silier’in her zaman yaptığı müdahaleyi işaret ederek grubun zarar görmesinin önlenmesi amacını taşıyordu.

Ayşe Erzan ise grubun ne sahibi, ne de amiridir. Buna rağmen kullandığı dil, emredici bir hüküm niteliğindedir. Böyle gruplarda bu tip kararlar kolaylaştırıcı tarafından değil, geniş bir konsensüs ile alınır. Haklı veya haksız, ikaz etmek yerinde bir davranış olabilir, ancak azarlar biçimde gruptan atarım anlamındaki tehdit cümlesi, adı Barış Bloku olan grubun altına dinamit koymaya eşdeğerdir.

Bunu haksız ve yersiz bir uygulama kabul ettiğimden şu mesajı gönderdim:

“Bu ikaz benim için geldi ise ben müsaade isteyeyim.

Yok Orhan Silier için geldi ise Onu yolcu edelim.”

04 baris bloku 280xBu mesajda kibar bir ikaz yapılıyor. Yani sen bu ikazı kimden aldığın güçle yapıyorsun? Sen buna yetkili değilsin gibi anlamlar içeriyor. Biraz da alaycı bir dil kullanarak Orhan Silier’in yolcu edilmesini tavsiye ediyor.

Ayşe Erzan’ın azarını emir telakki eden Semih Bilgen, Faruk Berksan’ın mesajını anlama yeteneği olmadığı veya anlamak istemediği için gruptan çıkarıveriyor.

Görüldüğü gibi Barış Bloku’nun kolaylaştırıcısı, en ufak görüş ayrılığı ve farklı görüşü hazmedemeyip işi savaşa götüren bir atılım başlatıyor. Barış Bloku olan adına ve kendini yaratan amaca bile ters düşüyor.

Ne dersiniz bu uygulama ülkemizde kimin tarzına benziyor?

Savaşa hayır demek için bir araya gelenlerin yetkili olmayan görevlileri, ilk fırsatta farklılık gösterenleri temizleyiveriyorlar. Allah korusun bunlar bir de iktidara falan gelseler ne olur?

Allah encamımızı hayreylesin.

***

05 baris bloku 280xFaruk Berksan, Adalar Barış Bloku mail grubu yazışmalarında yaşanan bir sorun nedeniyle gruptan çıkarıldı. Bunun üzerine Adalı Dergisi Kasım sayısında yayımlanmak üzere yukarıdaki yazıyı kaleme aldı. Bu yazı konunun muhataplarından Ayşe Erzan’a gönderildi ve cevap hakkını kullanıp kullanmayacağı soruldu. Adalar Kent Konseyi Başkanı Sinan Özbek’e de bir açıklama yapması teklif edildi.

Ayşe Erzan:

“Hayır, o yazı cevap hak etmiyor. Öneriniz için teşekkürler.” dedi.

Aynı yazı Sinan Özbek’e de gönderildi. Sinan Özbek şu açıklamayı hem adalarbarışbloku grubuna hem de dergiye gönderdi:

 

Değerli arkadaşlar,

Savaşın sonlandırılması, savaştan yana güçlerin yenilmesi, barış mücadelesi veren güçlerin örgütlenmesiyle ve örgütlenme şekillerini çeşitlendirmesiyle mümkündür. Savaşa karar verenler, savaşacak kuvvetlere ve aparatlara sahiptir. Barış için çalışan insanlar böylesine kuvvetler ve aparatlardan yoksundur.

Barıştan yana olanların en önemli silahı, sayılarını arttırmaktır. Toplumun her kesiminden insanla savaş karşıtı pozisyonu tahkim etmektir. Bu ise çok farklı düşüncelere sahip insanların, “barıştan yana olmak, savaş karşıtı olmak” paydasında ortaklaşmasıyla mümkündür. Unutmamamız gerekir ki barış girişimleri, bir zamanlar elde silah savaşan insanları bile saflarına kattığında başarısını ilan etmiştir. Bu düşünceyle toplumun her kesiminden her düşünceden insanın bir araya gelmesini sağlayan örgütlenmeler kurabilmeyi başarmak gerekir. Adalar Barış Bloku’unun her bir bireyinin bu düşünceleri paylaştığını düşünüyorum. Aramızda gerilim ve çelişki oluşmaması için son derece hassas olmak, oluşmuş gerilimleri de hızla unutmak gerekir.

Başarı dileklerimle...

Sinan Özbek

 

Dergi için yazımı hazırladıktan sonra gruba geri alındığımı öğrendim. Önce bunun bir özür dileme anlamı taşıdığını düşünmüştüm. Ancak, Semih Bilgen’in açıklamasında, beni üyelikten çıkartmakta haklı olduğunda ısrar etmekte ve geri alırken de aynı düşüncede olduğu şeklinde idi. Yani yaptığı hatanın hala farkında değildi. Çıkartırken olmayan yetkisini, geri alırken de kullanmıştı.

Ben gerek Ayşe Erzan’in, Orhan Silier’in ve gerekse Semih Bilgen’in Barış Bloku’nda bulunmasından şikâyetçi değilim ama Barış Bloku yönetiminde bulunmalarından şikâyetçiyim. Orada yaptıkları görevin ciddiyetinin farkında olmadıklarını düşünüyorum. Barış Bloku babalarının çiftliğini yönetir gibi yönetilmemeli. Bütün bu gelişmelerden sonra Ayşe Erzan cevap verme gereği bile görmüyor.

Hatam olduğunu sanmıyorum ama olsa dahi kibar bir ikaz etme yerine, idam cezası karşıtı olan gruptan ihraç kararı verebiliyorlar ve işin kötüsü bunu verebilme yetkisinde olduklarını, haklı olduklarını düşünüyorlar.

Ben Sinan Özbek’in tavsiyelerine uyarak konuyu daha fazla tırmandırma arzusunda değilim. Bu kadarla iktifa ediyorum umarım anlaşılmıştır.

 

Adalarbarışbloku’na gönderilen tepki mesajlarından bir kısmı

 

Arkadaşlar, Bu işlem doğru değil.

Uyarabilirsiniz ancak doğru bulmadığınız bir tavrın / yazışmanın sonucunda, gönüllü olarak bu birliğe, beraberliğe katılan kişileri listeden çıkarmaya başlarsanız vay halimize..

Kişiler, kendileri ayrılmak isterse ayrılır; yoksa sen barış isteyenlerin arasında olamazsın demeyin; derseniz bu bizi yalnızlaştırır...

Bir daha düşünmeniz ricasıyla, Saygı ve Selamlar,

Teoman Göral

 

”Bu ikaz benim için geldi ise ben müsaade isteyeyim.

Yok Orhan Silier için geldi ise Onu yolcu edelim.”

Ömer Faruk Bey’in yukarıda alıntıladığım yazısından listeden ayrılma talebi olduğunu anlayabilmek için, doğrusu oldukça çaba göstermek gerekiyor.

Anlaşılan Semih Bilgin Bey bu çabayı hiç esirgemeden ve memnuniyetle göstermiş.

Şimdi Ömer Faruk Bey’i listeden çıkarmak suretiyle Barış Bloku’muz herhalde daha da zenginleşmiş ve “barış” amacına daha da yaklaşmış bulunuyor.

Yani, hep olageldiği gibi “ufalanarak büyüyeceğiz”...

Bu anlayış 40 yıldır parçalanmak ve bununla övünmekle maluldür.

Üç kişiyi bir arada tutamayıp sonra ülkeye barış getirme iddiasında bulunabilmek kendiliğinden olacak bir iş değil, bunun için eğitilmek gerekiyor...

Benim bu yazımı da aynı şekilde anlayacaksanız, ben de müsaade istiyorum...

Ali Şenalp

 

Çok uzaklarda olduğum ve İnternet’e de arada sırada girebildiğim için yazışmaları bugün okuyabildim.

Keşke hiç açmasaydım mesajlarımı.

Kendimizi tekrarlaya tekrarlaya bitirmek diye buna denir.

Ali duygularımı çok iyi özetlemiş.

Eğer böyle gideceksek bana da müsaade.

En azından bu iletişim grubundan.

Barış Bloku çok önem verdiğim bir oluşum. İletişim grubunda olmasam da Blok için elimden geleni yapacağım.

Halim Bulutoğlu

 

Biz BARIŞ’a eksiksiz seslenenlerden olmak istiyoruz...

Zaman zaman hepimiz bir üst ses kullanabiliriz, kırıklıklarımızı dile getirebiliriz..

Ne olursunuz tolerans ı birbirimize kullanalım eksilmeyelim.

Ömer Faruk Bey, gerçekten Adalar için varını yoğunu zamanını vermiş bir beyefendi.

Ben mutlaka yeniden eklenmesinden yanayım hiç de kendisine sormadan üstelik...

Sen gelmezsen bir eksiğiz diyoruz ve kendi kendimizi eksiltiyoruz...

Beni yanlış anlamayın lütfen, benim hepinize çok ihtiyacım var, o kadar azaldık ki!

1 Kasım’a kadar daha da azaltacaklar bizi... Gelen ihbarlar çok tehlikeli boyutta ..

Beni yanlış anlamayacağınızı umuyorum ve eksik olmayalım diyorum...

Dayanışma ve barış ile

Begüm Yavuz

 

Bloğun başından beri elimden geldiğince gerek toplantı, gerek eylemlere katıldım. Zira arada tasvip etmediğim çok ifade konuşma oldu. En son Kent Konseyi’ndeki toplantıda barış, blok yerine yine bambaşka konular konuşuldu.

Yine de birlik, birlik, birlik diyerek anlayış gösterildi... Biz tarafa ya da karşımızdakini anlamamaya ve köşeli olmamaya dostluğa, barışa çağrı yaparken bu kadar kolay insanlardan vazgeçmeyi bir hak görmek de çok talihsiz bir yaklaşım olmuş...

Kişiler önemli ve Faruk Bey yıllardır adalar için, adanın kendi insanından belki de fazla elinden geleni yapmaya çalışmıştır. Tıpkı iyi bir şeyler olmasını isteyen herkes gibi...

Eğer böyle olacaksa bana da müsaade.

Saygılarımla,

Volkan Narcı

 

Barış Bloku örgütlenmesi, “cephe örgütü” tabir edilen örgütlenmelerden olduğu için içinde çok farklı insanlar bulunabilmelidir bence.

Birilerinin davranışının kabul edilemez özellikte olduğu düşünülebilir. Bu durumlarda üzüm yemekle bağcıyı dövmek arasında bir tercih yapılması gerekir. Bağcı asla dövülmemeli demiyorum, ama bunun için kılı kırk yarmalı, özellikle insanlara kapıyı kapatmadan önce yapılabilecek başka şeyler varsa yapılmalıdır. Faruk Bey konusunda kızıp aceleci davrandığımızı düşünüyorum.

Müfit Özdeş

 

Faruk Bey’in gruptan çıkartılması ile ilgili kanaatlerimi önceki iletimde aktarmıştım. Bu konuda, yanlışı düzeltme anlamında bir şey yapılmadığını görüyorum. Bu ileti grubunun sorumlusu, başka bir deyişle yöneticileri, bu konudaki yanlışı düzeltmedikleri takdirde ben de bu “barış” grubundan ayrılacağım. Gözlüyorum...

Ali Şenalp

 

Okunma 762 defa Son Düzenlenme Perşembe, 05 Kasım 2015 14:18
Yorum eklemek için giriş yapın

ADALI DERGİSİ SON SAYI

adali 201710 148 240x

DERGİLERDE ARA

    • Bülent Özden (1)
    • Adalı Dergisi (314)
    • Begüm Yavuz (2)
    • Halim Bulutoğlu (26)
    • Ö. Faruk Berksan (16)
    • Adil İzci (4)
    • Ahmet Tanrıverdi (16)
    • Abdullah Onay
    • Avedis Hilkat
    • Aynur Taşyürek (33)
    • Ayşe Ayyıldız (20)
    • Ayşen Güner (5)
    • Bercuhi Berberyan (37)
    • Gündüz Mutluay
    • Pervin Tuğan (1)
    • Pınar Satıoğlu (7)
    • Semra Askeri Uzuner (67)
    • Sosi Cindoyan (27)
    • Stathis Arvanitis (2)
    • Turgut Kuli (4)
    • Viktor Albukrek (35)
    • Yalçın Çilingir (5)
    • Alper Almelek
    • Ayşegül Bayraktar (14)
    • Cihan Yiğin (1)
    • Korhan Gümüş (1)
    • Nedret Tanyolaç Öztokat
    • Nilgün Refiğ Pala (18)
    • Özlem Yüzak (1)
    • Uğraş Salman (1)
    • Cengiz Pala (1)
    • Selahattin Sönmez (1)
    • Mehmet Durmuş
    • Çağnur Şarman (16)
    • Deniz Akkuş (2)
    • Gizem Altın Nance (1)
    • Gül Bolulu (1)
    • Hülya Sucu
    • Muammer Pehlivan (1)
    • Seda Yavuz
    • Yasemin Arpa
    • Zehra Başar
    • Mustafa Özmat (1)
    • Hacer Kırklıkçı (1)
    • Canan Cürgen (2)
    • Marianna Vasiliadiz (15)
    • Nezih Bayraktar (2)
    • H. Can Yücel (27)
    • Serenad Demirhan (3)
    • Volkan Narcı (6)
    • Güneş Uz (4)
    • Ateş Evirgen (14)
    • Defne Koryürek (1)
    • Çiğdem Kayaoğlu (7)
    • Haluk Eyidoğan (4)
    • Ali Erkurt (2)
    • Asu Aksoy (2)
    • Berrin Erkurt (1)
    Close 
    • Prens Adaları (26)
    • Büyükada (63)
    • Heybeliada (75)
    • Burgazadası (26)
    • Kınalıada (14)
    • Sivriada (6)
    • Tavşanadası (1)
    • Yassıada (4)
    • Adalılar (59)
    • Doğa (17)
    • Eğitim (49)
    • Ekoloji (57)
    • Gelenekler (8)
    • Göç ve Nüfus (1)
    • Haklar (33)
    • İmar (15)
    • Kentsel Hizmetler (39)
    • Kültür ve Sanat (179)
    • Lezzetler (10)
    • Planlama ve Gelecek Senaryoları (12)
    • Sağlık (72)
    • Spor (29)
    • Tarihi Miras ve Koruma (30)
    • Tarih (30)
    • Ticari Yaşam (1)
    • Turizm (21)
    • Ulaşım (33)
    • Afetler (9)
    • Din, İnanç (12)
    • Sivil Toplum (100)
    • Hukuk (15)
    • Günlük Yaşam (112)
    • Eğlenme (2)
    • Politika, Siyaset (24)
    • Deniz (52)
    • Mimari (4)
    • Hayvanlar (61)
    • Yayın, Kitap (9)
    • Şiir (29)
    • Vapurlar, Tekneler (5)
    • Ada (61)
    • Sergi (10)
    • Kitap (23)
    • Müzik (30)
    • Yerel Yönetim (6)
    • Adalar Müzesi (19)
    • Balıkçılık (22)
    • Gezi (27)
    • Vordonisi (2)
    • Fotoğraf (6)
    Close