Perşembe, 13 Haziran 2019 22:26

Vefa Zat da gitti... Bir çınar daha devrildi.

Öğeyi Oyla
(0 oy)
(Solda) Vefa Zat - (Sağda) Bilecik rakısı reklamı tablosu (Solda) Vefa Zat - (Sağda) Bilecik rakısı reklamı tablosu

Bin kere söz versem kendime; bir daha ölümle ilgili bir yazı yazmayacağım diye, yine yeni bir can yakan ölüm tokat gibi çarpıyor. Öyle etkiliyor, öyle yakıyor ki yüreğimi, masanın başına oturur oturmaz, düşüncelerimi başka ilginç konulara yönlendirebilmek için ne kadar çaba sarf etsem de ellerim kendiliğinden onu yazmaya başlıyor. Ah yine öyle oldu. Bir çınar daha devrildi. Vefa Zat da gitti.

Merak edip şöyle bir bakarsanız Google’a, “1941’de İzmir’de doğdu. 15 yaşındayken ‘Barboy’ olarak çalışmaya başladığı İstanbul Hilton Oteli’nden ‘Bar Supervisor’ ünvanıyla emekli oldu. THY’de iki yıl eğitmenlik yaptı, Özel Turizm ve Otelcilik Lisesi’nde ‘Servis-Bar’ ve ‘İçki Yapımı Teknolojisi’ dersleri verdi. İnönü’den Bayar’a, Kraliçe Elizabeth’ten De Gaulle ve Şah Rıza Pehlevi’ye kadar birçok ‘tarihî’ isme servis yapan Vefa Zat, Uluslararası Barmenler Kulübü ve Barmenler Derneği Onur Kurulu üyesidir” gibi kısa bir bilgi çıkar ve de kitaplarının listesi. Değerli bir insandı, pek az kalmış ‘İstanbul Efendisi’ sıfatına layık olanların son örneklerindendi ve benim dostumdu. Ah işte o “ve benim dostumdu” var ya... Benim için en önemli kısım o. Gerçi hep söylerim; ölümün sırası yok ama belli bir yaşa geldiğinde bir bir eksiliyor ya dostlar, işte en çok o koyuyor insana.

Onunla yıllar önce bir meyhanede tanışmıştık. Tiyatromuzun en yoğun olduğu dönemlerde, bulduğumuz her fırsatta, sık sık Kumkapı’da bir meyhaneye takılırdık ekip olarak. Artık sahipleriyle akraba gibi olmuştuk, her gittiğimizde onlar da bizimle masaya otururlardı. Bir gece muhabbetin ortasında, önüme bir kitap koydular, sevgili Vefa Zat’ın rakı adabı ve eski rakı markalarıyla ilgili bilgiler içeren bir kitabıydı. Şöyle bir karıştırınca sayfalarını Bilecik Rakısı çarptı gözüme. Bu rakıyla ilgili bir bilgiye erişemediğini yazıyordu Vefa Bey. “Aaa, bu benim kayın pederin sahibi olduğu rakı” dedim “keşke beni araması gerektiğini bilseydi” diye hayıflanınca, mekânın sahibi iki kardeşten biri olan Metin “Bir dakika, bir telefon etmem lazım” dedi ve fırlayıp gitti. Onbeş dakika sonra Vefa Zat karşımda oturuyordu. Hemen kırk yıllık dost gibi olduk. Telefonlar alındı, verildi, kısa süre sonra da fotoğrafçılarla, muhabirlerle falan evimdeydiler. “Ben hiç bunu telafi etmeden durur muyum?” diyordu Vefa Bey. Uzun uzun sohbet ettik, eski belgeler deşildi, fotoğraflar çekildi ve bir dergide detaylı bir yazı çıktı.

Şimdi internette Bilecik Rakısı’yla ilgili ne bilgi varsa hepsi de Vefa Zat sayesinde gün yüzüne çıkmıştır. Ondan önce Atatürk’ün tercih ettiği markalardan biri olduğunun, 1928’de dünyanın en iyi içkisi seçilip, şeref diploması ve altın madalya aldığının kimse farkında değildi. Sonra sık sık buluştuk ve sık sık sevgili Ahmet Tanrıverdi’nin işlettiği mekânlara gittik. Bir ara birlikte bir ‘eski İstanbul’ romanı yazmayı düşledik. Olmadı tabii. “Düşünsene” diyordu “ilk kez iki yazarlı bir roman olacak”. O kendi anılarını, ben kendiminkileri yazacaktım, başka başka semtlerde yaşanan hayatlar bir yerde çakışacaktı. Olmadı tabii. İnsanoğlu hep, daha çok zamanı var zanneder yaşarken, bir gün pat diye bitebileceğini hiç aklına getirmez. Her birimiz, her istediğimizi yapabilmiş, tüm düşlerimizi gerçekleştirmiş olsak belki de o kadar yanmayız ölümlere. Eh özlem de var tabii ama onun çaresi yok. Son yıllarda hastalıklar yavaşlatmıştı onu, eskisi gibi görüşemez olmuştuk. En son ölümünden bir ay önce aramıştı beni ve “İyiyim artık, atlattım” demişti. Değilmiş meğer atlatamamış meğer. Çok üzgünüm.

Birçok yazısında, benim de yazdığım birkaç satır vardır ve birçok yazısında benimle ilgili bir övgü sözü. Oğlu sevgili Erdir Zat, onun rehberliğiyle birçok bilgiyi ve birçok önemli yazarın katkısını, dünyada bir benzeri daha olmayan Rakı Ansiklopedisi’nde topladı. Bilecik Rakısı nihayet bir ansiklopedide yer aldı ve ben de içindeki maddelerden birini yazma şerefine erdim. Ansiklopedi’nin ‘Su’ maddesini ben yazdım. Daha da önemlisi, rahmetli kayınpederimin o dönemin önemli ressamlarından birine reklam niyetine yaptırdığı tablo da kapakta yer aldı.

Hepimiz bize ayrılan süreyi doldurunca gidiyoruz. İyi yaşa, ye, iç, üre ve öl. Ömür dedikleri şey bundan ibaret... Sonrası hiçlik. Ama eğer bir iz bırakmışsan bu dünyada unutulmazsın. Kim bilir belki de ölümsüzlük dedikleri şey budur. Vefa Zat da işte o iz bırakan insanlardan biri oldu, unutulmayacak. Güle güle sevgili dostum senin de yolun ışık olsun.

 

Son Düzenlenme Cuma, 14 Haziran 2019 21:56
Yorum eklemek için giriş yapın

ADALI DERGİSİ SON SAYI

adali 201907 169 300

DERGİLERDE ARA

    • Bülent Özden (1)
    • Adalı Dergisi (381)
    • Begüm Yavuz (2)
    • Oral Çalışlar
    • Teoman Göral
    • Halim Bulutoğlu (40)
    • Ö. Faruk Berksan (16)
    • Adil İzci (6)
    • Ahmet Tanrıverdi (18)
    • Abdullah Onay
    • Avedis Hilkat
    • Aynur Taşyürek (35)
    • Ayşe Ayyıldız (20)
    • Ayşen Güner (5)
    • Bercuhi Berberyan (51)
    • Gündüz Mutluay
    • Pervin Tuğan (5)
    • Pınar Satıoğlu (7)
    • Semra Askeri Uzuner (81)
    • Sosi Cındoyan (37)
    • Stathis Arvanitis (2)
    • Turgut Kuli (4)
    • Viktor Albukrek (39)
    • Yalçın Çilingir (5)
    • Alper Almelek
    • Ayşegül Bayraktar (22)
    • Cihan Yiğin (1)
    • İpek Çalışlar (1)
    • Korhan Gümüş (4)
    • Nedret Tanyolaç Öztokat
    • Nilgün Refiğ Pala (24)
    • Özlem Yüzak (1)
    • Gündüz Vassaf (2)
    • Uğraş Salman (1)
    • Cengiz Pala (1)
    • Selahattin Sönmez (1)
    • Mehmet Durmuş
    • Çağnur Şarman (16)
    • Deniz Akkuş (2)
    • Gizem Altın Nance (1)
    • Gül Bolulu (1)
    • Haluk Direskeneli (6)
    • Hülya Sucu
    • Muammer Pehlivan (1)
    • Seda Yavuz (1)
    • Yasemin Arpa
    • Zehra Başar
    • Mustafa Özmat (1)
    • Hacer Kırklıkçı (1)
    • Canan Cürgen (2)
    • Marianna Vasiliadiz (15)
    • Nezih Bayraktar (3)
    • H. Can Yücel (32)
    • Serenad Demirhan (3)
    • Volkan Narcı (6)
    • Güneş Uz (4)
    • Ateş Evirgen (14)
    • Defne Koryürek (1)
    • Çiğdem Kayaoğlu (17)
    • Haluk Eyidoğan (5)
    • Ali Erkurt (3)
    • Asu Aksoy (4)
    • Berrin Erkurt (2)
    • Aslı Erdursun (12)
    • Ayçe Ayyıldız
    • Ayşe Şentürer (2)
    • Tolga Bektaş (1)
    • Ercan Ceylan (2)
    • Özge Togay (4)
    • Recep Kızılırmak (2)
    • Aysel Kılıç (4)
    • Hakan Satıoğlu (1)
    • Andrée Galataud Coşkun (1)
    • Gülay Kayacan (1)
    • Ayten Şele (1)
    • Deniz Pala Özacar (1)
    • Derya Tolgay
    • Ahmet Bilir
    Close 
    • Prens Adaları (39)
    • Büyükada (91)
    • Heybeliada (85)
    • Burgazadası (34)
    • Kınalıada (15)
    • Sivriada (6)
    • Tavşanadası (2)
    • Yassıada (5)
    • Adalılar (75)
    • Doğa (21)
    • Eğitim (71)
    • Ekoloji (64)
    • Gelenekler (13)
    • Göç ve Nüfus (1)
    • Haklar (55)
    • İmar (16)
    • Kentsel Hizmetler (51)
    • Kültür ve Sanat (215)
    • Lezzetler (12)
    • Planlama ve Gelecek Senaryoları (20)
    • Sağlık (81)
    • Spor (41)
    • Tarihi Miras ve Koruma (59)
    • Tarih (45)
    • Ticari Yaşam (2)
    • Turizm (28)
    • Ulaşım (55)
    • Afetler (15)
    • Din, İnanç (14)
    • Sivil Toplum (139)
    • Hukuk (19)
    • Günlük Yaşam (141)
    • Eğlenme (2)
    • Politika, Siyaset (32)
    • Deniz (59)
    • Mimari (16)
    • Hayvanlar (80)
    • Yayın, Kitap (9)
    • Şiir (34)
    • Vapurlar, Tekneler (5)
    • Ada (69)
    • Sergi (17)
    • Kitap (37)
    • Müzik (36)
    • Yerel Yönetim (9)
    • Adalar Müzesi (23)
    • Balıkçılık (23)
    • Gezi (39)
    • Vordonisi (2)
    • Fotoğraf (12)
    Close