Salı, 08 Mayıs 2018 12:38

Abartmayı ve özentiyi severiz

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Ülke olarak, her şeyi abartmayı pek severiz. Bu ‘her şey’in içine gerçekten her şey girebilir. Olay, duygu, davranış, kavram, moda, fanatizm... Ne isterseniz ekleyebilirsiniz. Üstelik genelde patlama halindedir bu ‘her şey’ler. Patlar, yayılır, büyür, ipin ucu kaçar. Hayır, saman alevi gibi olmasa bu abartmalar, içim yanmayacak. Ve de dibi kof olmasa tabii. Gerçek olsa, inanarak bilinçli yapılsa... Oysa özentiden abartılmış olur çoğu zaman. Parlar ve söner.

Hangi konuyu seçsem bilmem ki? Cevabınızı duydum. “Böyle bir giriş yaptıysan, vardır senin kafanda bir konu” dediniz. E var tabii, pek sık çalınıyor son yıllarda kulağıma. Ay gözüme de... Televizyonu nasıl unuturum? Aslında bütün kış aklımdaydı ama biraz kar falan yağsın diye bekledim. Baktım ‘ha bu ay, ha öbür ay’ diye diye gelivermişiz pek kısa süreceğinden emin olduğum bahara ve de gelecek yıla kadar bekleyesim yok, büsbütün geç olmadan yazayım dedim.

bercuhi2 280x

Malum karsız bir kış geçirdik ama ciddi soğuklar da oldu, insanlar kalın kalın giyindiler, siz bu yazıyı okuduğunuzda iyice açılıp saçılmış olurlar ama şimdi ben yazarken hâlâ öyle giyiniyorlar. Kimilerinin de sırtında, yakasında, başlığında hâlâ kürk var. Eveet, anladınız. Kürk konusunu deşeceğim. Hafif görünse de oldukça zorlayıcı bir konu. Pek bıçak sırtı. Çünkü hayvan sever olduğunu bildiğim birçok insanın kürkü var. Tezat. Tıpkı vejetaryen olmayışları gibi...

Önce şu ‘hayvan sever’ sözünü ele alalım. Ne demektir bu yahu? Yani farklı bir insan türü mü oluyor bunlar? Mesele, aslında yaratılan her canlıyı sevip, yaşam hakkına saygı göstermek değil midir? Bunun felsefesine girmeyeceğim şimdi ve doğrudan sadede geleceğim. Geçen ay, sonrasında birçok ileti aldığım; ‘İnsanoğlu hayvan yemeyi nasıl öğrendi’ başlıklı bir yazı yazmıştım ya, okuyanlar hatırlar, okumayanlar da merak edip belki göz atar. Orada demişim ki; insanoğlu, başka canlıları yemeyi hayvanları gözlemleyerek öğrenmiştir. “Onlar yiyorsa biz neden yemeyelim?” demiştir. Bence bu kesin. O halde ısınmak için kürk giymeyi de onlardan öğrenmiştir. Kendisi üşürken, hayvanlar karda kışta kalın postlarla rahat rahat dolaşıyorlar madem, kesici aleti akıl eder etmez, deri yüzüp giymiştir. Bu da kesin.

Sonra zevki geliştikçe estetik endişesi başlamış, iyi ısıtan postların yanı sıra güzel ve süslü olanları tercih etmiş. Zaten renkli kuş tüylerini, güzel deniz kabuklarını oralarına buralarına takmaya da başlamamışlar mı? İnsan, hayvanın yemesini, giyinişini ve süslenişini taklit etmiş. Ama abartı, aç gözlülük, hırs ve özellikle vahşet konusunda tüm canlıları geçmiş. Daha kıvırcık kürk için, ana karnındaki yavruları, bir çift diş için, koca filleri öldürmeye başlamış. Dev balinaları, yunusları yok etmeye, deliksiz kürk için fok yavrularını kafalarına vura vura katletmeye kadar vardırmış işi. Timsahın, yılanın derisi yetmemiş, küçücük kertenkelelerin derisine bile tenezzül etmiş. Sonu yok ki...

Son yıllarda medyada ciddi bir kürk muhabbeti var. Kürk giymiş sanatçılara sorulan en popüler soru oldu. “Kürkünüz gerçek mi?” Eskiden parası yetmeyen sahte kürk alırdı, “gerçektir” diye hava atardı. Günümüzde tam tersi söz konusu. Hatunun sırtında resmen vizonu var, “Sahte bu sahte” diyor. Yaşlı bir dostum “Kış boyunca soğuk havalarda dışarı çıkamadım, kürküm var, gençliğimde kocam almış, giymeye korkuyorum, bir kere kar yağdı, giyeyim dedim, hakaret ettiler, jilet atmaya kalktılar. Ben mi kestim bunu dedim, anlamadılar. Dolapta çürüyor, sana vereyim de giy” dedi. Çok güldüm.

bercuhi4 280x

Bu da garip... Hayvan haklarına saygı kürk paltolara jilet atmakla mı oluyor yani? Biri de dedi ki “Bu vizonları, sırf kürkleri için çiftliklerde yetiştiriyorlar, bu vahşet sayılır mı?” ben “Evet” deyince, “Peki, bir köpeğin yavruyken eğlence diye alınıp büyüyünce açlığa terk edilmesi veya döve döve öldürülmesi vahşet olmuyor mu? Gün ışığı bile görmeden tıkış tıkış, hormonla yaşatılan ve doğrudan kesime giden tavukların, büyükbaş hayvanların, hatta gereksiz enerji tüketmesin diye daracık demir kafeslerde tutulan ve yavrusunu parmaklıkların arasından emziren domuzların, sirklerde elektrik şokları verilerek terbiye edilen bilumum hayvanın durumu vahşet olmuyor mu?” dedi. Cevap veremedim. Zaten anında beynime daha birçok örnek üşüştü; kendisinden ağır yükler taşıtılan, zorlandıkça bir de ekstradan kırbaçlanan atlar eşekler, deney için nice acılar çektirilen kobaylar, GDO’lu mısır yedirilerek kansere mahkûm edilen fareler ve daha neler neler... Biliyor musunuz? Başsız tavuk bile yetiştiriliyormuş artık.

Şimdiii... Nasıl bağlayacağım bakalım. Doğrusu pek emin değilim çünkü deştikçe başka bir şey çıkıyor. Dünyada zaten ipin ucu iyice kaçmış bulunuyor. Ama ülke olarak hiç olmazsa biraz daha bilinçli, biraz daha yaratılana saygılı olabiliriz belki. Bu sahte, sonradan olma, abartılı, özenti hayvan severlik maskesini çıkarıp elimizi vicdanımıza koyarak bu soruna daha gerçekçi yaklaşmayı becerebiliriz belki. Mesele zihniyette. Kurban kesmenin dini vecibe olduğu bir ülkede et yemek engellenemez. Eti için kesilen hayvanın derisi de postu da kullanılır. Belli ki bu isyanlar hayvan severlikten değil. E neden peki? Haydi bakalım, soruyla bıraktım.

 

bercuhi3 840x

 

 

Okunma 57 defa Son Düzenlenme Çarşamba, 09 Mayıs 2018 22:43
Yorum eklemek için giriş yapın

ADALI DERGİSİ SON SAYI

adali 201808 158 300x

DERGİLERDE ARA

    • Bülent Özden (1)
    • Adalı Dergisi (370)
    • Begüm Yavuz (2)
    • Halim Bulutoğlu (33)
    • Ö. Faruk Berksan (16)
    • Adil İzci (6)
    • Ahmet Tanrıverdi (18)
    • Abdullah Onay
    • Avedis Hilkat
    • Aynur Taşyürek (35)
    • Ayşe Ayyıldız (20)
    • Ayşen Güner (5)
    • Bercuhi Berberyan (46)
    • Gündüz Mutluay
    • Pervin Tuğan (5)
    • Pınar Satıoğlu (7)
    • Semra Askeri Uzuner (81)
    • Sosi Cindoyan (34)
    • Stathis Arvanitis (2)
    • Turgut Kuli (4)
    • Viktor Albukrek (39)
    • Yalçın Çilingir (5)
    • Alper Almelek
    • Ayşegül Bayraktar (20)
    • Cihan Yiğin (1)
    • Korhan Gümüş (3)
    • Nedret Tanyolaç Öztokat
    • Nilgün Refiğ Pala (24)
    • Özlem Yüzak (1)
    • Uğraş Salman (1)
    • Cengiz Pala (1)
    • Selahattin Sönmez (1)
    • Mehmet Durmuş
    • Çağnur Şarman (16)
    • Deniz Akkuş (2)
    • Gizem Altın Nance (1)
    • Gül Bolulu (1)
    • Haluk Direskeneli (2)
    • Hülya Sucu
    • Muammer Pehlivan (1)
    • Seda Yavuz (1)
    • Yasemin Arpa
    • Zehra Başar
    • Mustafa Özmat (1)
    • Hacer Kırklıkçı (1)
    • Canan Cürgen (2)
    • Marianna Vasiliadiz (15)
    • Nezih Bayraktar (2)
    • H. Can Yücel (31)
    • Serenad Demirhan (3)
    • Volkan Narcı (6)
    • Güneş Uz (4)
    • Ateş Evirgen (14)
    • Defne Koryürek (1)
    • Çiğdem Kayaoğlu (17)
    • Haluk Eyidoğan (5)
    • Ali Erkurt (2)
    • Asu Aksoy (4)
    • Berrin Erkurt (2)
    • Aslı Erdursun (11)
    • Ayşe Şentürer (2)
    • Tolga Bektaş (1)
    • Ercan Ceylan (2)
    • Özge Togay (4)
    • Recep Kızılırmak (2)
    • Aysel Kılıç (1)
    • Andrée Galataud Coşkun (1)
    Close 
    • Prens Adaları (37)
    • Büyükada (79)
    • Heybeliada (83)
    • Burgazadası (32)
    • Kınalıada (15)
    • Sivriada (6)
    • Tavşanadası (2)
    • Yassıada (5)
    • Adalılar (65)
    • Doğa (21)
    • Eğitim (63)
    • Ekoloji (63)
    • Gelenekler (12)
    • Göç ve Nüfus (1)
    • Haklar (53)
    • İmar (16)
    • Kentsel Hizmetler (50)
    • Kültür ve Sanat (203)
    • Lezzetler (12)
    • Planlama ve Gelecek Senaryoları (18)
    • Sağlık (80)
    • Spor (38)
    • Tarihi Miras ve Koruma (54)
    • Tarih (42)
    • Ticari Yaşam (2)
    • Turizm (26)
    • Ulaşım (52)
    • Afetler (15)
    • Din, İnanç (14)
    • Sivil Toplum (129)
    • Hukuk (17)
    • Günlük Yaşam (136)
    • Eğlenme (2)
    • Politika, Siyaset (31)
    • Deniz (57)
    • Mimari (15)
    • Hayvanlar (80)
    • Yayın, Kitap (9)
    • Şiir (33)
    • Vapurlar, Tekneler (5)
    • Ada (67)
    • Sergi (16)
    • Kitap (32)
    • Müzik (34)
    • Yerel Yönetim (6)
    • Adalar Müzesi (23)
    • Balıkçılık (23)
    • Gezi (36)
    • Vordonisi (2)
    • Fotoğraf (11)
    Close