Pazartesi, 02 Ekim 2017 16:54

İstanbul Adaları

Aslı Erdursun
Öğeyi Oyla
(2 oy)
İstanbul Adaları Fotoğraflar: Semra Askeri Uzuner


Prens Adaları genel olarak insanlara huzuru hissettirir. İnsanların huzuru hissetmesindeki önemli etkenler ise yoğun bir insan kalabalığının olmaması, motorlu taşıtların olmaması, doğal güzellikleri ve havasının temiz olması gibi etkenlerdir. Ancak ne yazık ki huzurumuz kaçmak üzere! Adaların eski dönemlerden bugüne dek yaşadığı sosyolojik, kültürel, ekonomik değişimler adaların yapısını değiştirdi. Adaların yapısı, kültürel miras ve doğal güzellikleri sebebiyle korunması gerekirken, şimdilerde ise yeni bir imar planıyla tehlike altında...

“Toplumun tahrip gücü insanlık tarihinde eşi olmayan bir düzeye erişmiştir ve bu güç,
neredeyse sistematik olarak tüm canlı dünya ve onun maddi temelleri üzerinde
duygusuz bir yıkım aracı olarak kullanılmaktadır.”

Murray Bookchin

burgaz liman 280x

Prens Adaları antik dönemde ‘Demonisia’ yani halkın adaları olarak biliniyordu. Bizans döneminde adalarda bulunan manastırlara sürgün edilen prensler ile birlikte prens adaları denmeye başlandı. O dönemler yalnızca dinsel ve askeri yapılar mevcuttu. İstanbul’un Osmanlı Devleti’ne ait olması ile birlikte, İstanbul’un da giderek geliştiği ve metropol haline geldiği 18.yy’da adalar Osmanlı’nın aydınları ve bazı Avrupalılar tarafından sayfiye yeri olarak kullanılmaya başlandı. Adalara olan ilgi arttı.

Daha fazla insanın gelmesi ile konutlar ve mimari çeşitlilik artmaya başladı. Ardından, Heybeliada Deniz Okulu ile Elen Rum Ticaret Hazırlık Okulu gibi okulların açılması ile birlikte nüfus artışı devam etti. 19. yy ile birlikte adalara düzenli vapur seferleri konmaya başlandı. Yeni iskeleler yapıldı ve iskelelerin çevresi düzenlendi.

Vapur seferlerinin konması ile birlikte yaz kış yaşayan insan sayısı, günübirlik gezmeye gelen insan sayısı arttı. Daha önce kendi içine dönük ve sakin olan bu adalar artık ‘şehirleşme ‘ye ve ‘modernleşme ‘ye başlamıştı. Okul ve hastaneler açıldı. Gelen kişilerin taleplerini karşılamak üzere çok sayıda plaj, otel ve eğlence yeri açıldı. Cumhuriyetin ilk yıllarında soylular ve politikacılar tarafından da tercih edilen bir yer haline geldi.

Tüm bu tarihsel süreçte adaların nüfusu, dini ve etnik kökenleri birbirinden farklı birçok insandan oluşuyordu. Adada farklı kültürlerden çocuklar birlikte büyüyor ve bu farklılıklar asla olumsuz bir durum yaratmıyordu. Tam tersi bu kültürel zenginlik adalılar için renkli bir ortam yaratıyordu. Birbirinden farklı dini yapılar, mimari yapılar, yaşayış biçimleri bulunmaktaydı. Ancak nüfusun çoğunluğunu oluşturan Rumlar, 1942 yılında uygulanan Varlık Vergisi, 1955 yılında gerçekleşen 6-7 Eylül olayları, 1964 yılında Yunanistan uyruklu insanların Türkiye’den sınır dışı edilmesi, 1974 yılında gerçekleşen Kıbrıs Harekâtı gibi olaylardan ötürü adadan göç etmek zorunda kalmış ve sayıları gitgide azalmıştır. Bu olaylar kişilerin evlerini, dükkânlarını bırakıp kaçmasına neden olmuş, bu evler ve dükkânlar bazı kişiler tarafından el konularak kullanılmaya başlanmıştır.

Yaşanan siyasi olaylar nüfus yapısının büyük bir değişimine neden olmuştur. Rumların terk etmesiyle adalardaki Türk nüfusu artmıştır. Yalnızca Rumlar değil adalarda yaşayan Museviler, Ermeniler, Süryanilerin de sayısı da gittikçe azaldı. Adalardaki etnik yapı korunamadı ve çok kültürlü olan adalar bu özelliğini ne yazık ki yitirmeye başladı.

manzara 280x

Azınlıkların nüfusunun azalışının yanı sıra adaların modernleşmesi ile birlikte nüfus sürekli artmaya devam etti. Nüfus hem adada yaz kış yaşayan insanlar, hem çalışmaya gelen insanlar hem de gezmeye gelen insanların sayısının artışıyla büyük bir ivme kazandı. Artan nüfus, adanın her bölgesine yayılan evler ve günübirlikçilerin tur yapmak istemi ile birlikte adalarda ulaşım faktörü ön plana çıktı, yani faytonlar. Nüfus ile birlikte fayton sayısı da artmaya başladı. Daha fazla at çalıştırılmaya başlandı. Dolayısıyla çalışma saatleri çok yoğun olduğu için bunu kaldıramayan atlar ölmeye başladı. Her yıl çalışma koşulları ve atların ihtiyaçlarına gereken önemin verilmemesi sebebiyle en az 400 at öldüğü tahmin ediliyor.

Bu duruma çözüm olarak elektrikli fayton üretildi. Adalara deneme için gönderilen bu araçlar kısa süre içinde iade edildi. Araçlara yurtdışından yoğun bir ilgi var, ancak ne gariptir ki elektrikli faytonlar Prens Adaları’nda istenmedi. Atların çalıştırılmasının olumsuz sonuçlarının yanı sıra faytonların sayısının artışıyla, kaza sayısı da her geçen gün artıyor. Ayrıca adada yaşayanların sahip olduğu elektrikli motorlar, kiralanan yüzlerce bisiklet de fayton kalabalığına eklenince yollarda bir karmaşa meydana geliyor. Birçok insan kazalarda hayatını kaybederken, kazalarda zarar gören birçok sokak hayvanı da mevcuttur. Ayrı bir bisiklet yolu yok, fayton yolu yok. Herkes aynı yolda ve ne kadar insan gelirse o kadar fayton, o kadar bisiklet yola çıkıyor.

tekneler 280x

Adaların trafik probleminin çözümü dolayısıyla yalnızca faytonların kaldırılması ve elektrikli fayton gibi alternatiflerin kullanılmaya başlanması ile çözülebilecek bir sorun değil. Ulaşım imkânları arttıkça adaların yalnızca belirli bölgeleri değil neredeyse tüm bölgeleri trafik sorunuyla karşı karşıya kalabilir. Bu sebepten dolayı ulaşım araçlarının belirli bir sayıda ve denetim altında tutulması gerekiyor. Elektrikli faytonların yanı sıra daha fazla insanı taşıyabilen daha az sayıda fakat daha büyük araçların ring seferleri ile adanın belirli bölgelerine insanları ulaştırması trafik sorununa bir çözüm olabilir. Bunun yanı sıra bisiklet kazalarını önlemek adına bisiklet kullananlar için uyarı tabelaları konulabilir. Dolayısıyla ulaşım sorununa çözüm olarak, adalarda ulaşım bisikletle sağlanabilir ve illa bir alternatif ulaşım aracı gerekiyorsa elektrikli toplu taşıma araçları kullanılabilir. Yalnızca gerçek anlamda ihtiyacı olan yaşlı insanlar ve engelli insanlar içinse özel kullanım için elektrikli taşıtlar elbette olmalıdır.

Artan nüfusun öne çıkardığı ve etkilediği bir diğer faktör ise adalardaki ekonomik yaşamdır. Adalarda ekonomik yaşamın hareketli olmasının en büyük nedeni hizmet sektörüdür. Açılan çok sayıda pansiyon, otel ve eğlence merkezleri özellikle yaz aylarında oldukça fazla kâr getiriyor. Bunların yanı sıra faytonlar da oldukça fazla kazandırıyor. Gelen insanların sayısı arttıkça o kadar fazla mekân açılıyor. Eskiden özgün mekânlara sahip olan adalarda artık aynı yerde makarna, ızgara, kahvaltı ve nargile bulabilme şansınız var.

Ne yazık ki adalarda yaşayan insanlara yönelik mekânlar oldukça az. Mekânların çoğu gelen insan profiline göre oluşturuluyor. O yüzden de adalar maalesef karakterini yitirmeye başlıyor; çünkü maddi kaygılar ağır basıyor. Adalarda şu anda kitle turizmine odaklı bir ekonomi mevcuttur.

Adalara daha fazla insan gelmesini sağlamak ve daha fazla kazanç sağlamak hala mümkün. 1984’de SİT alanı ilan edilen adalar için 2011 yılında 1/5000 Nazım İmar Planı adında bir plan hazırlandı. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasındaki anlaşmazlıklar sebebiyle ertelense de son zamanlarda yine gündemdeki yerini aldı. Bu plan ile birlikte adalar tematik olarak ayrılacak. Büyükada eğlence, Heybeliada sağlık, Kınalıada spor, Burgazada kültür adası olacak. Ayrıca genel kararlara bakıldığında en dikkat çekici olanları; zemin katlara dubleks yapabilme hakkı ile 2b arazilerine tesis yapabilme hakkı. Yeni konutlar ile birlikte, nüfusu 14 bin 478 olan adaların nüfusunun 52 bin 500’e çıkacağı söyleniyor. 2b arazilerine yapılacak tesisler çoğunlukla pansiyon, butik otel gibi konaklama yerleri olacak. En acısı da bu yapıların ormanlık alanlara yapılacak oluşu. Doğal alanlarda kentsel rant yaratılacağı aşikar. Adanın hala bakir kalan arka tarafları da dolmaya başlayacak. Yüzlerce çeşit bitki türüne sahip, bitki örtüsü kızılçam ve maki olan adalar yeşillik alanlarını, temiz havasını kaybedecek ve ormanda yaşayan hayvanları evsiz kalacak. Bu tümüyle ekosisteme zarar verecek bir durumdur. Kıyılar da doldurulma tehlikesiyle yüz yüze.

Zamanında İstanbul’da ve adalarda doldurulan kıyılar ile inşaat atıkları sebebiyle denizin altındaki canlı çeşitliliği azalan adalar, tekrardan doldurulacak alanların oluşturacağı yok oluş ve yıkıma şahitlik edecek. Artan nüfus aynı zamanda fiziksel kirliliği de arttıracaktır. Çevre kirliliği, hem insanların yaşam standartları hem de doğa için en büyük sorunlardan biridir.

Adalar Belediyesi Başkanı Atilla Aytaç ise imar planı konusunda: “Türkiye yeşildir, yeşil kalacak. Ranta hiçbir zaman izin vermeyeceğiz!” diye açıklama yaptı. Atilla Aytaç adanın doğası ve nüfusu ile ilgili duyulan endişelerin yersiz olduğunu kastetmiş, ancak bunun aksine Adalar Savunması ise adalıların bu kararla ilgili sürece dâhil edilmemesinden şikâyetçi olmuş ve yaşanabilecek olumsuz sonuçlardan ve adanın yapısının değişimi ile ilgili duydukları endişeyi dile getirmiştir. Planın uygulanmaya başlanması ile birlikte gerçekten koruma amaçlı mı yoksa rant amaçlı mı olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Adalar’ın değişimi kendi içinde büyük bir değişimdir.

Adaların değişimi kendi içinde büyük bir değişimdir. Ancak adalar hala İstanbul’un bakir kalabilmiş nadir yerlerindendir. Adalarda yeni kararlar alınırken temiz havayı solumak, yeşili ve canlıları korumak gibi değişkenleri de ön planda tutmak gerekiyor. Birçok insan adalara, İstanbul’da özlemini çektiği doğada vakit geçirebilmek ve biraz sakin kalabilmek adına gelmeyi tercih ediyor, ancak imar planındaki kararlar uygulanırsa adaların sakin yerler olarak kalabilmesi mümkün değil. Bireysel düşünceler yerine daha toplumsal düşünmeli ve kar sağlanırken aslında ne kadar ‘zarar’ edildiği yani alternatif maliyeti de hesaplanmalıdır. İşin muhasebe kısmına denizin ne kadar kirletildiği, ağaçların ne kadar yok edildiği gibi farklı değişkenler de eklenmelidir ki adaların korunması ve ilerleyişi mümkün olsun. Bu noktada, adaların sosyal tesisleri ile değil, zaten kendisinin sahip olduğu doğal ve kültürel güzellikleri ile ön plana çıkartmak ve insanların ilgisini bu yönde çekecek politikalar üretmek, uzun vadede adaların geleceği için önem kazanıyor.

 

Kaynakça:

Prens Adaları, Adalı Yayınları

https://faytonabinmeatlaroluyor.wordpress.com/

http://www.adagazetesi.com.tr/adalar-kentsel-sit-alani-koruma-amacli-uygulama-imar-plani-kararlari.html

https://www.cnnturk.com/video/bilim-teknoloji/teknoloji/elektrikli-faytona-yurt-disindan-buyuk-ilgi

http://www.adalargercek.com/aytac-cnne-konustu-ranta-asla-izin-vermeyecegiz/aytac-cnne-konustu-ranta-asla-izin-vermeyecegiz/16398

https://tr.sputniknews.com/cevre/201708231029828486-adalar-imar-plani-kiyi-yapilasma-nufus/

 

Okunma 31 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 02 Ekim 2017 22:38
Yorum eklemek için giriş yapın

ADALI DERGİSİ SON SAYI

adali 201710 148 240x

DERGİLERDE ARA

    • Bülent Özden (1)
    • Adalı Dergisi (314)
    • Begüm Yavuz (2)
    • Halim Bulutoğlu (26)
    • Ö. Faruk Berksan (16)
    • Adil İzci (4)
    • Ahmet Tanrıverdi (16)
    • Abdullah Onay
    • Avedis Hilkat
    • Aynur Taşyürek (33)
    • Ayşe Ayyıldız (20)
    • Ayşen Güner (5)
    • Bercuhi Berberyan (37)
    • Gündüz Mutluay
    • Pervin Tuğan (1)
    • Pınar Satıoğlu (7)
    • Semra Askeri Uzuner (67)
    • Sosi Cindoyan (27)
    • Stathis Arvanitis (2)
    • Turgut Kuli (4)
    • Viktor Albukrek (35)
    • Yalçın Çilingir (5)
    • Alper Almelek
    • Ayşegül Bayraktar (14)
    • Cihan Yiğin (1)
    • Korhan Gümüş (1)
    • Nedret Tanyolaç Öztokat
    • Nilgün Refiğ Pala (18)
    • Özlem Yüzak (1)
    • Uğraş Salman (1)
    • Cengiz Pala (1)
    • Selahattin Sönmez (1)
    • Mehmet Durmuş
    • Çağnur Şarman (16)
    • Deniz Akkuş (2)
    • Gizem Altın Nance (1)
    • Gül Bolulu (1)
    • Hülya Sucu
    • Muammer Pehlivan (1)
    • Seda Yavuz
    • Yasemin Arpa
    • Zehra Başar
    • Mustafa Özmat (1)
    • Hacer Kırklıkçı (1)
    • Canan Cürgen (2)
    • Marianna Vasiliadiz (15)
    • Nezih Bayraktar (2)
    • H. Can Yücel (27)
    • Serenad Demirhan (3)
    • Volkan Narcı (6)
    • Güneş Uz (4)
    • Ateş Evirgen (14)
    • Defne Koryürek (1)
    • Çiğdem Kayaoğlu (7)
    • Haluk Eyidoğan (4)
    • Ali Erkurt (2)
    • Asu Aksoy (2)
    • Berrin Erkurt (1)
    Close 
    • Prens Adaları (26)
    • Büyükada (63)
    • Heybeliada (75)
    • Burgazadası (26)
    • Kınalıada (14)
    • Sivriada (6)
    • Tavşanadası (1)
    • Yassıada (4)
    • Adalılar (59)
    • Doğa (17)
    • Eğitim (49)
    • Ekoloji (57)
    • Gelenekler (8)
    • Göç ve Nüfus (1)
    • Haklar (33)
    • İmar (15)
    • Kentsel Hizmetler (39)
    • Kültür ve Sanat (179)
    • Lezzetler (10)
    • Planlama ve Gelecek Senaryoları (12)
    • Sağlık (72)
    • Spor (29)
    • Tarihi Miras ve Koruma (30)
    • Tarih (30)
    • Ticari Yaşam (1)
    • Turizm (21)
    • Ulaşım (33)
    • Afetler (9)
    • Din, İnanç (12)
    • Sivil Toplum (100)
    • Hukuk (15)
    • Günlük Yaşam (112)
    • Eğlenme (2)
    • Politika, Siyaset (24)
    • Deniz (52)
    • Mimari (4)
    • Hayvanlar (61)
    • Yayın, Kitap (9)
    • Şiir (29)
    • Vapurlar, Tekneler (5)
    • Ada (61)
    • Sergi (10)
    • Kitap (23)
    • Müzik (30)
    • Yerel Yönetim (6)
    • Adalar Müzesi (19)
    • Balıkçılık (22)
    • Gezi (27)
    • Vordonisi (2)
    • Fotoğraf (6)
    Close